Sonunda Logitech'in ofis kullanımı için olan taşınabilir boyutta kablosuz klavyesini ve mosue unu aldım. Tabi Bluetooth aygıtı görmeyen canım bilgisayarım için bir de bluetooth aygıtı almam gerekti. Bilgisayarın temizlenmesi, formatlanması, muhtelif programların yüklenmesi ve ssd kart taktırmamın da etkisiyle bu sefer de babama borçlandım. Ama o sayılmaz. Sayılır mı?
Her şeyi ertelediğim o dönemdeyim. En son ne zaman hayatımda bir şeyleri ertelemediğimi hatırlamaya çalıştığımda lise yıllarıma kadar inebiliyorum. Ev için ayrı okul için ayrı olmak üzere bir kalemlik kullanmaya başlamıştım. Ödevlerimi yaptıktan ve ders çalıştıktan sonra kalemliğimi çantama koymayı sürekli unutuyordum. Ben de çözümü, evde zilyon tane kalem silgi vb olmasına rağmen, kendime bir kalemliğin içini ama eski ama yeni kalemlerle doldurmakta buldum. Kar yağdığını, babamla karda uzun bir yürüyüş yaptığımı, babamla kırtasiyeye uğrayıp bana yeni bir rotring kalem aldığımızı hatırlıyorum. Çok kötü bir huyum var. Annemin veya babamın bana aldığı nesnelerle çok derin bağlar kuruyorum. Evet annem ve babam her zaman bana bir şeyler alırlar ancak derin bağ kurduğumu söylediğim bu nesneler biraz daha farklı. Babamın bana aldığı kalem sınıfın içinde kaybolduğunda canımın nasıl acıdığını hala hatırlıyorum. Halbuki uzun bir süre babam kırtasiye alışverişlerimi kendi yapmıştı. Zannediyorum o günün anısını kaybetmiş olmak canımı yakıyor. Gözlerim doldu yine neyse.
Ertelediğim her şey ama her şey huzurumu kaçırıyor. Yanlış anlaşılmasın olağan durumlarda da çok huzurlu bir yapım yoktur. Kendim için bir şeyleri karmaşık bir şekilde yorumlayabiliyorum kolaylıkla. Ama bu sanki ayağımda pranga oluyor. Bu sıralar ne kadar çok şey için pranga benzetmesini kullandım. Konuya döneyim. Ben bu huzurumu kaçıran şeylere huzur kovan demeye karar verdim. Bu bir sivilceye isim vermek gibi sanırım. Uğğf sivilcem var ühü ühü moduna girmemi önleyen bir şey bu isim koyma. Peki ne işe yarayacağına inandım da Huzur Kovan ismini koydum?
Öncelikle ''huzursuzum, neden?'' diye düşünmem için bir teşvik. Sadece hislere odaklandığım nedenlerini anlamlandıramadığım bir dönemim oldu ve evet dostlarım kendi kafa seslerimin içinde kayboldum. O dönem duyguları cici duygular ve pis kaka duygular diye sınıflandırmamın ve bu duyguları doruklarda sonsuza kadar yaşayacağımı düşünmenin de bana pek bir faydası olmadı. Ben de her ne kadar danışanlarıma '' duygular gökyüzündeki bulutlar gibidir. Geliiip geçerler. Sadece sakin olup o duyguları sağlıklı bir şekilde yaşamamıza ve zamanı geldiğinde geçip gitmesine izin vermeliyiz.'' desem de bunu kendime hatırlatmak zor oluyor.
Huzursuzum, neden?
Tutanaklarımı tutmadım. Çözüm: Tutanaklarımı günü gününe tutmak. Ertelemeden hızlı bir şekilde işe koyulmak.... gibi gibi.
Huzursuzum, neden?
Huzursuz gibi değil de yorgun gibiyim.
Güzel, peki neden?
Bir şeylerin içine sıkışmışım gibi. Sanki bir şeyler eksikmiş ve hep eksik kalacakmış da ben eksik bir hayat yaşayıp eksik bir hayatın sonunu görecekmişim. gibi gibi
Öhm. Peki bu bloggerdaşınız ne yapmayı planlıyor?
İnsanın iyilik halini etkileyen 5 temel unsur vardır. Bu unsurlar sağlamsa kişi zorluklarla karşılaşsa bile bu zorlukların yıpratıcılığı çok da tehlikeli bir boyuta varmaz.
1. Fiziksel Boyut
2. Sosyal Boyut
3.Bilişsel Boyut
4. Tinsel Boyut
5.Duygusal Boyut
Yani bu beşiydi diye hatırlıyorum. Hangi boyutumun desteklenmeye ihtiyacı var?
Şu sıralar tinsel boyut kısmıyla ilgili bir açlık, bir el ayak titremesi hissettiğimi fark ettim. Bunu bilişsel ve sosyal takip ediyor. Yani izlenimim bu yönde.
Huzur kovan listemin başında yer alan ertelediğim şeylerin arkasından işte bu boyutlarda yer alan durum, kişi ve olaylar geliyor.
Eğer yine ertelemezsem bu boyutların üzerine eğilmeyi düşünüyorum. Herhangi bir gelişme olursa yazarım.
Esenlikler dilerim.
Erteledikçe huzursuzluk artıyor, bi yerden başlayınca bitiyor aslında. :)
YanıtlaSilüşenme, erteleme, vazgeçme, kart postalımı odamda motivasyon köşemde tutuyordum. galiba yapıştırıldığı yerden kalktığında içimde bir şeyler değişmeye başlamış. :)
SilNe güzel bir yazı. Mutlaka tekrar geleceğim. Huzursuz ya da yorgun değilim ama yıllar öncesinden çok sevdiğim bir öğrencim yatılı konuğumuz. Yorumu erteliyorum şimdilik.
YanıtlaSilSevgiyle.
Aynı zamanlarda bilgisayarlarımız yenilenmiş. Benim emektar bilgisayarım iki format atıldıktan ve şarj aracı iki kez yenilendikten sonra isyan etmeye başlamıştı. Ama hala eskiden vazgeçemedim.
YanıtlaSilBabanız yazılarınızı okuduktan sonra borcunuzu da unutacaktır elbette.
Nesnelerle bağ kurmak iyidir. Nesnelerin ömrü uzar. Ertelemek bazen huzursuzluk nedeni olsa da anlık rahatlamalar sağlıyor. İç dünyanızla bağ kurmaya çalışmanız ne güzel. Kendinizi yenilemeye hazırsınız. Küçük değişimler sizi mutlu kılacaktır.
Enerjiniz hiç azalmasın. Sevgiyle.
öğrencinizle bağınızın devam etmesi ne güzel ne mutluluk verici :))
SilBabam da unutmuştur muhtemelen ama ben bugüne gelen kadar silmişim bile hafızamdan :D
İç dünyamla bağ kurmaya çalıştım ama zannediyorum bir döngünün içerisindeyim. yine bir köşeye savruluyorum. Ama insanların yüzüne konuşurlarken gözlerinin içine bakıyorum da insanlar çözüme kavuşturabiliyor demek ki çözülemeyecek şeyler değiller diyorum. umut genellikle umduğum yerden çıkıyor :))
sizlerin de enerjilerinin daim olması dileğiyle. Sevgiyle :)
hayat işte, hepimizi yazıyor gibisin yani :) bir de bak vallahi çok yerde güldüm anlattıklarına, şirin geldi yani :)
YanıtlaSilMerhabaaa başka türlü zaman da ömür de geçmiyor gibi geliyor zaman kırılıyor sanki :D
Silacaba yaşadığınız Tinsel boyut bir anksiyete krizi olabilir mi ? bence kendinize biraz fazla yüklenmişsiniz o halde yavaş yavaş modunuza dönmeyi sağlayın mesela yarın sabah kalktığımda şunu yapacağım diyin bu yatağınızı toplamakta olabilir, tek başınıza yürüyüş yapmakta her gün 1 sorumluluğu yerine getirmekle görevlendirin kendinizi sadece 1 tanecikle başlayın böylelikle eski enerjinizi yerine getirebilirsiniz belki ben bu anlarımda hep çok enerjik aşırı güzel hayatları olan ( bana göre) youtube kanallarını izlerim. Kendime örnek almaya çalışırım. Her gün kendini yenileyemez bir insan ama arada yaptığı farklılıklar hayata şeker katar :)
YanıtlaSilBeyin ve öğrenme ile ilgili sinan cananın birkaç videosunu izledim. Yeni rutinlerle minik minik başlamayı henüz umuyorum.
SilAşırı güzel hayatları olan ya da çok enerjik olanlar bana iyi gelmiyor ne yazık ki ':D
iyi gelmediği için instagramı hayatımdan toptan çıkarttım ben. acılara yürüyor korkmuyorum u hayatına yedirmiş kanallar daha motive olmamı sağlayabiliyor :)
En güzeli de farklılıklar değil mi ama ? :)) hayatı daha yaşanabilir kılan her şey minicik değişimlerin ürünü. kimi zaman iyi. kimi zaman kötü. ama kötünün ardından gelenlerde de bir güzellik payı olabiliyor.:)